Merhaba Radyo Göktürk dostları,
Yine bir Perşembe gününde, haftanın yorgunluğunu atmaya hazırlanırken sizlerle birlikteyiz. Takvimler 22 Ocak’ı gösteriyor. Hatırlarsanız, Aralık ayındaki yazımızda “Zemheri kapıda, hazırlıklı olun” demiştik. İşte o günler geldi çattı. Atalarımızın “Kara Kış” dediği, soğuğun kemiklere işlediği, kışın en ciddi sınavını verdiğimiz günlerin tam ortasındayız.
Bu hafta meteoroloji raporlarını incelediğimde, Göktürk ve İstanbul genelinde hafta sonu için “buzlanma ve karla karışık yağmur” uyarısı görüyorum. Termometreler gündüz bile 3-4 dereceleri zor görecek. Yani bu hafta sonu, dışarıda uzun yürüyüşler yapabileceğimiz o ılık günlerden biri değil.
Ancak bir sağlıkçı olarak sizi uyarmam gereken yeni bir tehlike var: “Konfor Alanı Tuzağı.”
Hava buz gibi olunca haklı olarak evlere, kafelere, ofislere kapanıyoruz. Pencereler sıkı sıkı kapanıyor, kombiler derecesini artırıyor. İşte asıl tehlike burada başlıyor. Çünkü şu an dışarıdaki soğuktan çok, içerideki kirli hava ve kuruluk bizi hasta etmeye aday.
Bu hafta sonu Zemheri soğuklarını sağlığınızı riske atmadan atlatmanız için, önceki yazılarımızdan farklı olarak, bu kez “içeriye” odaklanan 4 kritik önerim var:
1. “Beş Dakika Kuralı”nı İhmal Etmeyin Dışarısı buz gibi olabilir, üşümekten korkuyor olabilirsiniz. Ancak virüsler sıcak ve havasız ortamları sever. Evdeki hava sirkülasyonu durduğunda, tek bir hapşırık bile saatlerce havada asılı kalabilir. Hafta sonu evdeyseniz, her saat başı pencerelerinizi karşılıklı olarak sadece 5 dakika açın. O içeri giren buz gibi oksijen, ciğerlerinizin en büyük ilacıdır; sizi üşütmez, aksine bakterileri kovalar.
2. Peteklerin Üzerine Dikkat: “Nem Dengesi” Aralık ayında boğaz kuruluğundan bahsetmiştik ama şu an kombiler maksimumda çalıştığı için risk iki katına çıktı. Aşırı ısınan kuru hava, burun mukozanızı kurutarak virüslere karşı olan doğal bariyerinizi yıkar (çatlatır). Bu hafta sonu peteklerin üzerine su koymayı veya odada buhar makinesi çalıştırmayı ihmal etmeyin. Sabah boğaz ağrısıyla uyanmak istemiyorsanız, yatak odanızın nemini koruyun.
3. Balık Mevsiminin Altın Çağı: Omega-3 Ocak sonu, denizlerin en soğuk ve balıkların en yağlı olduğu dönemdir. Güneşten yeterince D vitamini alamadığımız şu günlerde, bağışıklık sisteminizin yapı taşı olan Omega-3’ü sofradan eksik etmeyin. Bu hafta sonu menünüze ızgara veya fırında bir balık eklemek, hem ruh halinize (kış depresyonuna karşı) hem de vücut direncinize iyi gelecektir.
4. Ayaklarınızı Değil, Bileklerinizi Sıcak Tutun Hafta sonu dışarı çıkmak zorunda kalırsanız, size daha önce bahsettiğim “katmanlı giyinme” kuralını hatırlayın. Ancak bu hafta özel bir uyarım var: Ayakkabı seçimi. Yerler ıslak ve soğuk olacağı için tabanı kalın, su geçirmeyen botlar tercih edin. Eski bir sağlıkçı deyişi der ki; “Hastalık ayaktan, şifa boğazdan girer.” Ayaklarınız ıslandığı an, vücut ısınız dakikalar içinde düşer.
Özetle: Bu hafta sonu gökyüzü gri, hava sert olabilir. Doğayla inatlaşmak yerine, onun ritmine uyum sağlayalım. Evimizi havalandıralım, nem dengesini koruyalım ve sıcak bir çorba ya da balıkla içimizi ısıtalım.
Zemheri’nin soğuğuna inat, kalbinizin ve yuvanızın sıcak kaldığı bir hafta sonu dilerim.
Sağlıkla kalın.







