Haftalık yazı ve radyo programını bir hafta aksattığımda araya giren 14 günlük sürede dünyada ve özellikle ülkemizde bahsedilecek o kadar çok olay oluyor ki… İnsan hangisinden bahsedeceğini şaşırıyor. Örnek mi?… Örneğin; bu satırlardan iki saat önce, Amerika’nın ‘Gerald Ford’ uçak gemisi, İran’ı tehdit eden Akdeniz’deki donanma gücüne katılarak gösterdiki… Müdahele mutlak ve “eli kulağında.” (demişken başladığım bu yazıyı bitirmeden İran’a Amerka-İsrail saldırısı başladı bile…) Bi’örnek daha… Örneğin; İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek, ‘Adalet Bakanlığı’na atandı… Ve… onlarca daha gündem maddesi dururken, bendeniz, bu hafta bir belgeselden söz ederek, bir kez daha, “rağmen” vurgusu yapmak istiyorum bazı sorularla birlikte.
Öncelikle belirtmeliyim ki, “TRT Belgesel” de yayınlanan bir programa, ilk yayınlandığı tarihte denk gelmiş olmam, bu yazıyı öncelememe neden oldu. ‘Belgesel’… tutkulu, Karadeniz’li bir ailenin, hedeflerinin önündeki ‘bariyerleri,’ aşabilmek için verdikleri mücadele… sabır… ve azmî de göstermesi bakımından önemli.
YİNE Mİ KARADENİZLİ?
İstanbul; Sarıyer’de yaşayan, Karadeniz’li (Trabzon) balıkçı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir Özdemir Bayraktar. Henüz çocukken, kağıttan yaptığı uçakları uçurarak başlayan ‘uçuş’ merakı; onu, İTÜ Makine Mühendisliği yıllarından sonra da, ‘Otonom Uçak’ modeli tasarlayıp uçurmayı, başka bir boyuta sürükler. Hatta… Doksanlı yıllarda; sonradan kapatılan Fazilet Partisi’nde İstanbul il müfettişi olarak siyasete girmesi de, uçak merakı ve çalışmalarından alıkoyamaz Özdemir Bayraktar’ı. Yıllar sonra oğullarından büyük olanı (Haluk Bayraktar) ODTÜ Endüstri Mühendisliği’nden mezun olur. Küçük oğlu ise (Selçuk Bayraktar) İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra, öğrenimini Amerika’da sürdürmüş ve 2006 da MIT Havacılık ve Uzay Mühendisliği bölümünde ikinci yüksek lisansını tamamlamıştır.
Her iki oğulun da mühendislik okuyarak, babalarıyla aynı idealin paydaşları olacağı, üniversitelerinden önce belli olmuş gibi görünüyor zaten bugünden bakıldığında bile…
Ailenin uğruna mücadele etmek zorunda kalacakları ‘idealleri’ için Amerika’da kalmayıp, yurduna dönen küçük oğul Selçuk Bayraktar’ın, ‘otonom hava araçları’ konusunda Amerika’da almış olduğu spesifik eğitimin de verdiği özgüven ve vatan sevgisi neticesinde, terörle mücadelede Türkiye’nin çok ihtiyaç duyduğu İHA (İnsansız Hava Aracı) prototipi üretme arzusu da, ailenin serüveninden önce başlamış oluyor.
Buraya kadar her şey çok romantik ve olağan. Peki… sonra. Küçük atölyelerdeki ar-ge çalışmalarının sürdüğü yıllarda ise Türkiye… dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Amerikan İHA’sı ‘Predatör’ alabilmemiz için Amerka Başkanı, Obama ile yaptığı görüşmeler, ‘Amerikan Köngresi’nin ‘onayı’ bahanesiyle sonuçsuz kalırken, İsrail’den alınan 10 adet İHA’nın operasyon bölgelerinde kullanılmasından verim alınamaz. Çünkü İsrail harekat merkezince kontrol edilen Heronların TSK’ya bildirdiği koordinatlar hiçbir zaman doğru koordinatlar olmaz. Dolayısıyla; aldıkları eğitim ve mühenislik bilgilerine güvenen, vatan sevgisi nedeniyle de TSK’nın bu İHA ihtiyacı karşısında çalışmalarını yoğunlaştırarak, İstanbul’daki ar-ge birikimlerini yanlarına alarak, baba ve oğulları Güneydoğu sınırında ve operasyon bölgelerindeki karakollarda; çalışmalarını türlü zorluklara rağmen yürütür.
Belgeselin sonunda isimleri belirtilmiş olan, belgeselin çekimlerine verdikleri röportajlarla katkı sunan, TSK’da kuvvet komutanı olarak görev yapmış olanda, silahlı kuvvetlerin farklı kademelerinde ve operasyon bölgelerinde görev alan, rütbeli pek çok askerin, bugünkü iktidara ne kadar mesafeli olduklarını da (bu ‘mesafelerine’ rağmen Özdemir beyden sitayişle bahsetmeleri, sadece vefa ve minnet duygularıyla açıklanabilir sanırım.) yazının henüz bu kısmındayken belirtmek isterim. Bazılarının muhalif medyadaki görüşlerinden ve yazılarından haberdarım. ‘Fethullahçı’ bir arınmadan geçen (olabildiğince) TSK’nın, her biri; şerefli ve Atatürkçü subayları tarafından anlatılan Özdemir Bayraktar’ın nasıl bir vatansever olduğu, hak’ettiği şekilde anlatılmış. Peki… Ya, hak’etmedikleri… Onları kimler yapmış? Tahmin edeceğiniz gibi… başta ‘o günlerin’ askeri bürokrasisi olmak üzere devletin çeşitli savunma sanayi kollarındaki kuruluşları olan şirketlerin yöneticileri tabii.
Burada bir ‘flashback’ yapalım… Doksanlı yıllarda fazilet partisi saflarına katılan ve ‘İstanbul İl Müfettişliği’ne seçilen Özdemir Bayraktar’ın Recep Tayyip Erdoğan ile hukukunun, bugünden geriye doğru bakıldığında; ne kadar eskiye dayandığını görebiliriz ve Özdemir ailesinin İHA hayallerinin projeye evrildiği yıllarda da, Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Türkiye’nin ‘Başbakan’ı olduğunu da hatırlayalım. Ve hatta… 2016 da başbakanın kızı ve Özdemir ailesinin küçük oğlunun (Selçuk) evlenip, iki ailenin ‘dünür’ olduklarını dahatırlayalım lütfen.
İşte… Türkiye’nin en güçlü ‘siyasi figürü’ ile ‘hısım’ olmak bile, Bayraktar ailesinin önlerindeki bariyerlerin kalkmasına yardımcı olamamıştır. Peki… Böyle bir şey nasıl olabilir? Aslın da cevap basit. ‘Hasım’ haline geldikleri ‘Fethullahçı yapılanma’ nın devlet içindeki etkisi büyük ve 15 Temmuz darbe girişimi henüz gerçekleşmemişti o tarihlerde. “O” paralel devlet yapısı; Türkiye … “hay’rına olabilecek” hiç bir girişime izin vermeyecekti, çünkü nasıl olsa, dahili ve harici ‘bedhahlar’ ile kuşatılmıştı bugünolduğundan daha fazla.
“İktidara rağmen miydi o engellemeler?” diyorsanız eğer. Tarihe bakın! Her dönemde dahili ve harici “bedhahlar” olmuştur. O nedenledir ki… hiç bir iktidar “güç zehirlenmesi” yaşamamalıdır. “Asl’olan millettir!..” Kendilerini ‘muktedir’ sananlar ise sadece vekil!..
Bugünküler de, kendilerine rağmen gidecektir… ilk seçimle gelecek olanlarda, bugünkü iktidara rağmen gelecektir(!) “Bayraktar Ailesi” ve bugün rahmetli, o günlerde ağır hasta olan Özdemir Bayraktar hayallerinin peşinden gitmeyi hiç bırakmadıkları halde; aksilikler(!) yakalarını ancak 15 Temmuz kalkışması sönümlen dirildikten sonra bırakmıştır.
Ve… sonuç. Sanırım en son iki ya da üç hafta kadar önceydi. (daha önce varılan anlaşmaları saymıyorum bile.) 34 ülke ile daha İHA satışı konusunda anlaşma imzalandı.
Özdemir Bayraktar; bayrağını göklere, hayallerini; oğullarına ve gelecek kuşaklara emanet ederek 2021 de ayrıldı bu dünyadan. Kabri … Sarıyer/Garipçe de.
Bu yazıyı yazdım diye… üzerime düşeni yapmış saymıyorum kendimi. Bekle beni Garipçe!
“Allah rahmet eylesin!”
“Amin!”






