Herkese selamlar, Göktürk İş insanları Topluluğu GESİAT’tan daha önce bahsetmiştik ve bahsedilmeye de devam ediyor. Şimdi Radyo Göktürk’te yeni bir seri başlıyor; GESİAT Söyleşileri!
Salı günü (06.01.2026) Diş Hekimi Muhammed Arslan ile harika bir söyleşi gerçekleştirdik. Şimdi de söyleşiyi kaçıranlar ve tekrar dinlemek(ses kaydı sayfanın sonunda)/okumak isteyen sizler için söyleşiden özet hazırladık!
Buyursunlar;
Rusim Arabacı: Muhammed Hocam, Göktürk’te Artell Forum Sitesi’ndeki kliniğinizde misafiriniziz. Öncelikle sizi biraz tanıyalım. Neden diş hekimliği ve neden Göktürk? Bu bölgeyle olan bağınız nasıl başladı?
Muhammed Arslan: Göktürk’e gelme sebeplerimden bir tanesi de buradaki tenis kulüplerinde tenis oynuyorum. Gelip gittikçe bölgeyi keşfettim ve çok sevdim. Sosyal ortamım da oluştu, bu bölgeden gelen hastalarım da vardı, talep olunca burada klinik açmak boynumuzun borcu oldu…
RA: Toplumda en sık karşılaştığınız sorun nedir? Hastalar genelde size hangi şikâyetlerle geliyor?
MA: Genel olarak toplumumuzun en büyük sorunlarından bir tanesi tabii ki diş ağrısı. En büyük sorun diyebilirim. En büyük karşılaşınız sorun diyebilirim çünkü herhangi bir ağrı olmadan insanlar dişlerinin sağlıklı olduğunu düşünüyorlar ama artık Ağrı başladığı anda maalesef işin kötüye gittiğini göstertireyim de hani farkında değiller bize en çok zorakistan ağrı şikayetler hastalar geliyor.
RA: Ağrı aslında bir alarm oluyor yani burada bazen, Ağrı olduğu zaman çok mu geç olmuş oluyor?
MA: Tabii ki Ağrı olduğu zaman aslında işin yani biraz daha sıkıntılı bir sürece doğru gittiğini gösteririm gösteren bir uyarı bizim için tabii biz bunu bunda çok karşılaşıyoruz. Muhakkak 6 ay veya 1 yılda bir ağrı olmasa bile bir diş hekimle uğrayıp bir röntgen çektirip ağız ve Diş sağlığı durumu hakkında bilgilendirmesi muhakkak çok faydalı olacaktır.
RA: Yani dişim ağrımıyor o yüzden Diş hekimine gitmeme gerek yok dememek lazım bu düşünce hiçbir zaman doğru olmadı deyip dinleyenleri ve merak edenleri rutin kontrollere davet edelim kesinlikle.
RA: peki dental fobi denilen bir şey var. Dişçi koltuğu! Bu arada dişçi koltuğumu diş hekimi koltuğu mu? Bunun bir adı var mı?
MA: Diş hekimi koltuğu diyelim daha doğru telaffuz etmiş oluruz?
RA: Dişçi demek kaba bir tabir mi oluyor? Dişçi koltuğunun özel bir adı var mı?
MA: Tabii dişçi kelimesi biraz daha eskiden kalmış ve eğitim almamış, üniversite eğitimi almamış veya mesleki olarak bunu yapmayıp da biraz daha usta çırak ilişkisinden gelen bir tabir olduğu için biz diş hekimleri bunu pek sevmeyiz. Diş hekimi koltuğunun özel bir adı olarak biz ÜNİT diyoruz.
RA: Bu arada Ben de çok korkuyorum Diş hekimi koltuğundan, sizin kliniğinizde veya sizin yöntemlerinizde bu algıyı kırmak için bir takım yaklaşımlarınız oluyor mu yani hastalarınız kapıdan girdiğinde neler hissediyor?
MA: Evet tabii ki doğal olarak gerçekten hastaların korkularının bazılarının altında daha önce yaşadıkları bir takım tecrübeler de yatıyor olabilir ya da herhangi birinden bir şey duyup kulaktan dolma bilgilerle diş çektirdim veya iğne yaptırdım veya benzeri bir şekilde ön yargılı gelebiliyorlar. Buradaki yaklaşımımız şu hastalarımıza biraz daha dostça arkadaşça bir şekilde yaklaşıp onların tedaviden önce biraz sohbet ederek gerekirse korkuları hakkında bilgiler vererek biraz daha sakinleştirmek istiyoruz . İşlemi yapıldıktan sonra hastalar hiçbir ağrıyı hissetmiyorlar ve sonra da bu muydu deyip en son bunu da söyleyen hasta sayımız çok. Yani esas korkudan aslında Ağrı değil galiba bir yerde. Ağzımız ve çenemiz tamamen uyuşuk oluyor.
RA: Bende de aynı korku var ya ben de birazcık ifade etmeye çalışayım tamamen çenemiz uyuşuk ama orada bir takım oylama sesleri bir takım sesler duyuluyor ya her an ağrı olacakmış gibi tetikte bekliyorum bu tetiktelik esnasında öyle bir kasıyorum ki kendimi işlem bitiyor koltuktan bir kalkıyorum boynum tutulmuş vaziyette. Yani hakikaten geçmişte yaşadığımız korkunç deneyimler belki de bize Diş hekimi koltuğunu korkunç bir hale getiriyor.
MA: Doğru kesinlikle doğru bu en büyük etkenlerden bir tanesi ikincisi de biraz önce dediğim gibi kulaktan dolma birçok şey ye hastalarımız inandığı için maalesef tecrübe etmeden de bu korkuyu alıp içlerinde büyütebiliyorlar. Bu yüzden peşin hüküm vermeden davranmak gerekir. Mesela hastalanıyoruz iğneden korkuyoruz ama yine yaptırmak zorundayız çünkü iyileşmemiz için gerekli diş hekimi muayenesi de aynen bu şekilde gerekli. Yapmamız gerektiği için yapacağız bu kadar. Bazı şeylerden korksak bile bunun üzerine gitmekte fayda var.
RA: En çok diş çektirmeye mi geliniyor kanal tedavisi dolgu veya başka bir şey için mi geliyorlar?
MA: Genelde bizim hastalarımız çoğunluğu estetik amaçlı gelirler Ağrı şikayetli gelen hastalarımız da var ama çoğunluğu estetik tedaviler gülüş tasarımı çapraşık dişlerin düzeltilmesi eksik dişlerin yerine implant tedavileri için gelenlerde oluyor. Yani diş ağrısı ile gelen hastalarımızı orana vursak toplamın %10’u diyebilirim. Göktürk civarındaki hastalarımız özellikle bilinçli olduğunu söyleyebilirim.
RA: son yıllarda moda olan estetik gülüş tasarımı deniliyor değil mi
MA: Gül gülüş tasarımı Hollywood smile.
RA: Nasıl ilerliyor bu süreç kişiye özel tasarım mı yapıyorsunuz?
MA: Tabii hastalığın gülme hattı dudak yapısı bunun dışında dış yapıları diş boyları düz yapılarına uygun tasarlanıyor ve evet bunu yaparken tabii ki dijital ortamlardan destek aldığımız için isim biraz da oradan geliyor dijital gülüş tasarımı.
RA: Beyazlatma, zirkonyum?
MA: Tabii bunlar hepsi aslında bir bütün halinde bunun adı dijital gülüş tasarımı bunların hepsini kapsayabiliyor. Ama çoğunlukla şunu söyleyeyim lamina zirkonyum ımax dediğimiz estetik uygulamalar bu işin en temel basamağında varlar.
RA: Zaman çok hızlı ilerliyor her gün yeni bir teknoloji icat ediliyor.
MA: Eskiden diş kayıpları çok büyük problemdi hala da problem insanlar diş kaybettiği zaman onu yerine yeni bir şey koymak istiyor tabii geçmişte daha çok köprü tedavileri ön plandaydı ama günümüz şartlarında implant tedavisi gerçekten çok gelişti bir hastalar bu konuda bilinçlendi. Ana dişlerini kaybetmemek adına eksik bir şey yerine Bir implant yapılarak eksik dişin yerine koyuyoruz şekilde hem sağlıklı dişlerimizi korumuş oluyoruz hem de daha konforlu bir tedavi almış oluyoruz.
RA: Herkese uygulanabiliyor mu?
MA: Bizim yaklaşımlarımız şu şekilde önce bir röntgen çekiyoruz, kliniğimizde 3 boyutlu dental tomografi cihazı da bulunmakta yani normal 2 boyutlu röntgenlerde kemiğin yüksekliği ve kalınlığını boyutlarını tam net göremiyoruz ama 3 boyutlu tomografide bunu çok net bir şekilde görebiliyoruz. Çekilen tomografinin ardından hastalarımız detaylı bilgilendiriyoruz. İmplant yapılamayacak hasta sayısı yok denecek kadar azdır. Muhakkak bir çaresi bulunuyor. Kemik olmasa bile kemik tozlarından destek alıyoruz kemik augmentasyon cerrahisi ile çenenin başka bir yerinden veya kalça kemiğinden kemik alarak çözüm üretiyoruz.
RA: Peki bu Total damak yapılan işlemler tam olarak nedir?
MA: Bütün dişleri tamamen kaybettiğini zaman uygulanır hale geldi. Artık eskisi kadar çok yaygın değil ama bunu ısrarla isteyen hastalarımız oluyor çok nadir de olsa yaptığımız oluyor.
RA: Diş çekildikten ne kadar süre sonra implant yapılmalı?
MA: Diş çekildikten hemen sonra kökünde Bir enfeksiyon bir lezyon bir yara yoksa çekimin hemen akabinde implantı yerleştirebiliyoruz. Bu şekilde yapılmamış ise Diş çekiminden en az3,5 4 ay sonra bir röntgen çekiyoruz Diş kökünde yeteri kadar kemik oluşmuşsa implant yapıyoruz. Yani ya hemen yapılacak diş çekildiği anda ya da en az üç buçuk dört ay bekledikten sonra. Bu durumda bir yıl önce çekilen düşüncenin implant yapılabilir.
RA: Yapay zekaya bilgi danışıp gelip sizi zor duruma sokan lar oluyor mu hiç?
MA: Evet CHATGPT’ye sordum konuyla ilgili bana şunu şunu yazdı dedi bir hastamız açıklamanın tamamını okuduktan sonra gayet mantıklı yazmış ve sonuna da şunu eklemiş muhakkak bir diş hekimi ile görüşün. Yapay zekaların duyguları yoktur bazı durumlar kişisel değişkenlikler gösterir kişiden kişiye birtakım değişikliklerin olduğunu unutmamak gerekir o yüzden.
RA: Günlük ağız bakımı ile ilgili pratik tavsiyeleriniz olacak mı? Günde iki kez fırçalamak yeter mi, diş fırçalarken nelere dikkat etmek lazım, diş ipi gerekli mi yoksa biraz abartılıyor mu?
MA: Elbette ağız bakımı için diş fırçalamak vazgeçilmez bir yöntem günde en az iki defa fırçalamakta fayda var ve bunu tabii ki de doğru tekniklerle doğru tekniklerle yapmak gerekiyor. Aksi takdirde diş etlerini çok nazik dokulardır onlara çok sert fırçalama yaptığımız zaman çekilebiliyorlar veya kanama olabiliyor bu yüzden muhakkak doğru bir teknikle diş fırçalamak gerekir. Diş ipi ağız hijyenimizin sağlanmasında çok önemli bir malzemedir, haftada 3-4 gün muhakkak hastalarımın kullanmalarını tavsiye ediyorum. Buna ilaveten protez kullanan hastalara muhakkak öneriyorum. Basınçlı su kullanarak protezlerin altlarında kalan gözle göremediğimiz yemekleri yemek parçacıklarını uzaklaştırmak ta çok fayda sağlıyor.
RA: Çocuklarla aranız nasıl? Çocuklar hiçbir diş problemi yaşamadıkları halde diş doktoruna gelmeli mi?
MA: Kesinlikle gelmeliler hatta dişleri ağızda göründüğü andan itibaren gelmediler ki klinik ortamlarına diş hekimleri ile tanışma noktasında ve daha sonraki zamanlarda onlarda bir ön yargı bir fobi oluşmaması için önemlidir. Gelip ünitelere dokunsunlar malzemelerimizi görsünler yani biz ne iş yapıyoruz bilsinler. Onların bilinçaltına bu şekilde yerleşirse ortada fobi diye bir şey kalmaz, 6 ayda bir veliler kendileriyle beraber çocukları da getirip onların da muayenelerini yaptırmalarında hiçbir sakınca yok.
RA: Bizim çocukluğumuzdan hatırlıyorum çocukluğumuzda bizim gözümüzde diş hekimi diş çeken insan algısı vardı, oysaki sadece diş çekimi işin sadece küçük bir kısmı…
MA: Kesinlikle bunu yıkamak için onları da bu hayatın akışının içine koymakta fayda var hatta bazen okullarda son zamanlarda çokça meslek tanımları ile ilgili uygulamalar var, bu dönemlerde her yıl okullardan çok sayıda öğrenci gelir onlarla oturur söyleşiler yaparız onların sorularına cevap veririz, onları bazen diş hekimi gibi koltuğa oturturuz biz kendimizi muayene ettiririz aslında onlar tamamen çocukların algılarını doğru yönde yönlendirmek amaçlı buna ailelerde katılırsa çok mutlu oluruz bizim işimizi kolaylaştırmış olurlar bu açıdan.
RA: Dişlerimizin bakımıyla ilgili tavsiyeleriniz nelerdir? Önereceğiniz diş macunları var mı?
MA: Bu soruyla da aslında çok karşılaşıyorum, diş eti hassasiyeti dışında herhangi bir marka kullanılabilir. Burda en önemli şey diş fırçası, 3 ayda bir diş fırçalarını değiştirsinler, diş etlerine çok baskı yapmadan, doğru tekniklerle fırçalasınlar. Gerekirse buyursunlar kliniğimize gelsinler burada ücretsiz olarak diş fırçalama tekniklerini uygulamalı gösterebiliriz.
RA: Elektronik diş fırçaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir de bentonit kili veya gümüş içerikli diş macunları öneriyor musunuz?
MA: Bununla ilgili de çok soru geliyor, kolaya kaçmamak lazım, diş etimiz çok nazik bir doku, diş etine dokunup hissetmek lazım, gereğinden fazla sert davrandığımız zaman diş eti çekilmesi ve kemik erimesi ve hatta çürümeler başlayabiliyor. Mümkün mertebe manuel fırça kullanmanızı tavsiye ediyorum. Bentonit ve Gümüş konusunda yeteri kadar bilimsel veri yok elimizde bu konu daha fazla araştırma gerektirir.
RA: Buraya kliniğinize gelmek isteyenlere bir yolu tarif edebilir misiniz?
MA: Göktürk merkez mahallesi istanbul caddesi artel forum çarşısı numara 38 o adresindeyiz. Özenli bir mimari uyguladık son teknoloji cihazlarla donattık.
RA: Peki randevu almak için buraya gelmek şart mı telefonla veya internet sitesi üzerinden size ulaşabilirler mi?
MA: Yakınlardalarsa buyursunlar gelsinler. https://www.gokturkdishekimi.com/ instagram.com/dt_muhammedarslan ve
+90 507 775 3977 numaralı telefondan ulaşabilirler.
RA: Vermiş olduğunuz bilgiler için çok teşekkür ederiz. Bir başka programda görüşmek üzere dedikten sonra son cümleyi size bırakıyorum. Dinleyenlere son bir cümlenizle kapatalım…
MA: Ben de sizlere çok teşekkür ediyorum. Güzel ve faydalı bir söyleşi oldu. Kliniğimize sadece tedavi amaçlı değil, bizimle sohbet etmek için de gelebilir herkes…
Podcast;

Özel Teşekkürler:
- Bizi bir araya getiren GESİAT kurucusu Sn. Şenol Uğraç Bey’e Radyo Göktürk adına teşekkür ederiz.
- Yayında ve yapımda emeği geçen Genel yayın yönetmenimiz TheNedim ‘e teşekkür ederiz…







