Anasayfa / Türkiye / PAZARLIKlar…

PAZARLIKlar…

Uzun zamandır… yazmakta geciktiğim konulardan biriydi. “Dünya beşten büyüktür!” Bu akılcı söylemin, cumhurbaşkanımız tarafından dile getirilmiş olduğu günden bu yana, hem ne kadar doğru, hem de… ne kadar vicdanî bir yaklaşım olduğunu düşündüğüm zamanlarda şöyle düşünmekten de kendimi alamıyordum. “II. Dünya savaşından sonra az gelişmiş ülkelerin zenginliklerini sömürerek hem siyasal hem de sosyal olarak dizayn ettikleri bölgelerde, karşıtlıkların eksik olmayacağı yapıları inşa ederek, gelecek planlaması yapan; müesses nizamın müteahhitliğine soyunmuş taşeronlar olarak düşünmüşümdür hep; İngiltere, Fransa, ABD, Çin ve Rusya için. Çünkü (BM’nin kurulduğu 24 Ekim 1945 den günümüze kadar) halen çıkmadığı söylenen üçüncü dünya savaşı aslında o günden itibaren devam ediyor ancak topla ve tüfekle değil de, pazarlık masalarında. Günümüz örnekleri gözlerimizin önünde… Kırım’ı yutan, Ukrayna’dan parça koparan Rusya… Orta doğuda Amerika ve İngiltere’nin şımarık çocukları İsrail için kuracakları yeni dengeye çomak sokmazken, hepsi birlikte ise Çin’in Tayvan’la ilgili plânlarını şimdiden satın almış durumdalar. Fransa ise küçük birader olarak Orta doğu ve Afrika’da, abilerinin kendine verdiği paya razı olmaya devam ediyor yıllardır. Eşitler arası güç dengesi ise sahip oldukları nükleer güç ve silah sanayiinde ilerlemişlikleriyle orantılı. Yani… ABD lehine. Onun da başkanı bir emlâkçı. Dünyaya ticaret penceresinden bakan narsist kişiliğine rağmen (kendi ülkesinden ünlü bir pskiyatristin karakter analiziyle varmış olduğu sonuç böyle) kendini adaletin terazisi sanıyor olmalı ki… son röportajında: “uluslararası hukuku tanımıyorum. Kendi aklıma ve vicdanıma güveniyorum” dedi. Sovyetler Birliği’nden sonra oluşan konjonktürün farkında olan, kendisinden önceki Amerikan başkanlarının da ötesinde, bi’ özgüven patlaması içinde. En son, Venezuela devlet başkanı Maduro’yu ‘madara etmek’ için sergilediğişov, devlet yönetmekle ilgili donanımının olmadığını bilenlere, hukuk tanımazlığını da göstermiş oldu. Ara- ara bu konuya zat’a döneceğiz ileride . Hatta… 15 gündür İran’da devam eden olaylar: “Geliyor gelmekte olan” dedirtecek nitelikteyken kendini/kendilerini, dünyadan büyük görenlerden yine söz edeceğiz. Yukarıda ki uzun girizgâhın içindeki öznelerden biri Venezuela devlet başkanı Maduro idi. Ve… bu isimde zikredilerek, bir Yunan gazetecinin, Cumhur başkanımıza yönelik; hadsiz ve cüretkâr göndermesine, sözü getirmeme sebep; bizdeki yankısından iki örnek vermek içindi. Onlardan biri… CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den geldi haftalık grup konuşmasının sonlarına doğru. Meâlen buradan ben ifade edeyim… “….değil bu ülkenin cumhurbaşkanını, cumhurbaşkanlığı önünden bir vatandaşımızı götürmeye… yüreği yeten varsa… Hodri meydan!..”

Ana muhalefet partisi lideri gibi iktidarı ve cumhurbaşkanını en çok ve en ağır eleştiren gazetecilerin başında gelen Yılmaz Özdil; Sözcü Televizyonundaki ‘Kırmızı-Beyaz’ adlı programda, benim de hislerime tercüman oldu. https://www.youtube.com/watch?v=6m_WsDBPWeQ&list=PPSV&t=3s açıp izlenmesini tavsiye ederim (linke ‘tık’lamanız yeterli) ama yine de buradan kısacık ifade edeyim. “… değil Tayyip Erdoğan’ı… Tayyip Erdoğan’ın terliğini alamaz hiç kimse! Biz varız!.. Biz Burdayız! ….. …..” Vatanımızın değerleri söz konusu olduğunda ki… her makamı ayrı… ve hepsi değerlidir. Hamasetten uzak kalmak adına da… başka sözlerle, Türk insanının duygularını süslemeye çalıştığım zannedilsin istemiyorum. Sadece şu kadarını söylemeliyim: “ Yaşam farklılıklarımız ve ayrışmalarımız olsa da, Vatanseverlik… Türk insanının ortak paydası ve duygusudur.”

Ve… iktidara muhalif iki güzel örnekten sonra, Bir güzel örnek de Bolu Belediyesi Meclisinin MHP li üyesi Fahri Zafer Bekler’in; mensubu olduğu parti iktidarın, ittifak ortağı olduğu halde iradesini ve vicdanını partisinin tahakkümüne teslim etmeyen onurlu çıkışını gördük bu hafta haber bültenleri ve sosyal medyada. https://www.youtube.com/watch?v=HM_0hZRuazc

Anketlerde halâ % 28 civarında ve kemikleşmiş olduğu ifade edilen iktidar yanlısı seçmenler, kendi vicdanlarını sınarlar, emekli aylıkları ve asgarî ücrete (uzun pazarlıklar sonucu ) yapılan zammı göz önünde bulundurarak. Kaynak sıkıntısı olduğuna ilişkin yapılan açıklamaları dikkate almadan önce de, vergi afları, israf ve geçiş garantileriyle… kaynaklardan; işçi, memur ve emekliye niçin pay ayrılamadığını görürler.
Vicdanlarının sesini duyabilenler için de… Biz burdayız!..

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir