Yukarıdaki üçlemenin… her birinin hem birlikte hem de ayrı-ayrı, aynı tehdit ile karşı karşıya olduğu bir süreç yaşıyorduk bir süredir. Ve beklenen oldu… Çılgın bir Amerikan başkanı (Trumph) İsrail’li bir katille, (Netanyahu) komşumuz İran’ı vurmaya başladı geçen haftadan bu yana. Bu savaş olgusu; yakın gelecekle ilgili olarak, pek çok analist ve yorumcunun ortaklaşan veya ayrışan öngörülerinin; benzeşen sonuçlarını içinde barındırıyor olabilir. En kısa zamanda çözülmesi gerektiği ise hem savaşan tarafların hem de etkilenen bölge ülkeleri için ‘mesele’ olmaya devam edeceğe benziyor. ‘Mesele’ savaş olduğunda; bendeniz, askerin ‘kurmay zekâsının’ değerlendirmelerini önemserken… savaşın siyasal sonuçları söz konusu ise uluslararası ilişkiler uzmanı olan akademisyenler, dış politika yazarları ve diplomatları daha dikkatli takip ediyorum. Ülkemizin bekâsına yönelik ortaklaşan kaygıları anlıyorum. Yıllarca… ve hâlen, batı dünyasındaki uluslararası pek çok toplantıda, ‘Misak-ı millî’ sınırlarımızın “Lozan Antlaşması” ile tescillenmemiş gibi… doğu ve güneydoğu bölgelerimizin pek çok vilayetini içine alan, sözde “Kürdistan” oluşumuna dahil edilerek gösterilmesi Türkiye’nin sinir uçlarına dokunmaya devam ediyor. Bu durumun ve ‘mesele’nin çözümlenmesi(!) ‘Orta Doğu’nun yeniden tasarlanması esnasında (şimdiler de) hal’ledilmesi gerekiyor. Bazı ‘düşünce kuruluşları’ tarafından üzerinde uzun zaman çalışıldıktan sonra, son halini alan formül, ‘Terörsüz Türkiye’ söylemi ile servis edilerek ‘rıza’ noktasına gelinmiş oldu.
“Rıza gösterme” veya “razı olma”
Yukarıdaki paragrafın başlığı ile son cümledeki ‘rıza’ sözcüğü arasındaki bağa dikkatinizi çekmek ve biraz açmak isterim yazının kalan bölümünde. Yazımızın başlığını oluşturan ‘üçlemenin’ ilk unsuru ‘dünya’ ile başlarsak… Sovyetler birliğinin dağılmasıyla, ‘tek kutuplu’ bir küreye dönüşen dünyamızın, belirgin(!) olarak görünen, tek hegemonik gücü USA maalesef. Bir zamanların ‘Sam amcası’ Amerika’nın, bugünkü çılgın başkanı Trumph ile (bu slogan ile başkan’a bir tür; ‘mıntıka temizliği’ yaptırılıyor bence) kat’etmek istediği mesafeler var, “MAGA” (Make America Great Again) gibi. ‘MAGA’ Trumph’ın düşü gibi dünya kamuoyuna servis edilmiş olabilir ama… aslında ‘müesses nizâmın taraflarınca(!) ‘rıza’ gösterilmiş, ‘razı olunan paylaşımın; sadece serüven sloganlarından biri olabilir. ‘Rıza’ gösterilen paylaşımların savaşları ise Dün; Rusya-Ukrayna arasında, bugünlerde; İsrail için Orta Doğu’da başladı bile… Yakın gelecekte ise Küba-Amerika-Grönland ve Çin-Tayvan meseleleri göstermelik gerilimler(!) ile devam edecek ama sonuçları, malûm çevrelerce bugünden belirlenmiş durumda aslında.
‘Belirsiz olan…’
Belirsiz olan ise Donald Trumph’ın tutarlı olmayı bir türlü başaramadığı açıklamaları. Buna rağmen kendisinden önceki başkanların yönetimleri süresince Amerikan devlet aklının, planlamalarda yer aldığı halde, gerçekleştirmeyi konjonktür gereği başaramadığı yahut ertelediği ne varsa… Trumph gibi çılgın bir megalomanın 2.kez seçildiği döneme sıkıştırıp, gelecekte kendi elini rahatlatarak ‘günah keçisi’ olarak göstereceği Trumph’ı ‘Epstein Dosyası’ ile gömmek istiyor.
İşte… dünyanın farklı coğrafyalarında, önceden yazılmış senaryolar sahneye kondu, konuyor, konacak. Ülkemizin içinde bulunduğu coğrafya da ise İran ve bizim dışımızdakilerin hepsi İsrail uğruna feda ve kolay alt edilebilecek ‘kukla devletler’ den ibaret. İsrail’in güvenliğini en çok tehdit eden ülke, ‘İslam Cumhuriyeti’ İran olduğu için bugünü yaşıyor. Biz ise bölgedeki gücünü etkisinden alan, halen ‘laik ve demokratik’ ve potansiyel askeri gücümüzle caydırıcı olabiliyoruz. Bu ‘mesele’ ye bulunulabilecek çözüm; ancak ve ancak İsrail için ‘ideal’ olmasa da Türkiye’nin ‘rıza’ gösterebileceği çözüm önerisine, Türk kamuoyunun hazırlanması gerekecekti. Şimdilerde ülkemizdeki ‘süreç’ adı altındaki tüm çalışmalar ise makul olana toplumu ‘razı etme’ çabaları olarak da değerlendirilebilir. Umarım sonuç da alınabilir.
Türk kamuoyu/Türkiye kamuoyu/Kürt kamuoyu
‘Türkiye kamuoyunu’ oluşturan etnik kökeni farklı insanlarımız varken, genel nüfusa oranla sayıları en yüksek olan… Kürt vatandaşlarımız ki, onların bazı; sosyal, kültürel, demokratik ve hatta idari talepleri vardı yıllardır. Kendilerini siyasi alanda temsil noktasında ise önemli bir bölümü (hepsi değil) tek bir partiyi desteklerken (DEM PARTİ) önderlik makamına layık olarak gördükleri şahsiyetin, İmralı’dan yaptığı/yapacağı açıklamaları, kendileri için bağlayıcı olarak kabul etmekteler yıllardır. Devam eden “süreç” başlangıcında İmralı’dan gelen; mealen “Bölgedeki gelişmeler ve konjonktür silahlı mücadeleyi sonlandırmayı gerekli kılmıştır. Türkiye’den bölgesel özerklik veya toprak talebimiz yoktur.” şeklindeki açıklamayla birlikte, siyaset kurumunun ikna etmesi gereken ‘kamuoyu’ Kürt değil, Türk kamuoyudur.
••• İlber Ortaylı hocaya Allah gani-gani rahmet eylesin! Amin!







